Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun Tedavisinde Altın Kural!!!

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun Tedavisinde Altın Kural

Tedavinin aslında en önemli bölümünü bu bozukluk hakkında aile ve çocuğu bilgilendirmek almaktadır. Birçok yerden DEHB’nun klinik belirtilerinin ne olduğu konusunda bilgi edinilmektedir. Fakat ailelerin tedavi konusunda ki kafa karışıklığı maalesef ki halen oldukça yaygındır. Bu nedenle, DEHB ile ilgili yanlış bilgileri ve önyargıları öncelikle konuşmak gerekmektedir. Bozukluğun belirtileri, seyri ve tedavisi hakkında aile ve çocuğunda anlayacağı şekilde gerekli aydınlatmalar yapılmalıdır.

DEHB nöropsikiyatrik bir bozukluktur ve bu bozukluğun ortaya çıkardığı davranışsal sorunlar beyin kimyası ile ve yapısı ile ilgilidir. Anlaşılır düzeyde beyin çalışmalarından bahsedilmesi ve durumu beynin yapısal ve kimyasal durumunun oluşturduğu güzelce açıklanmalı, bu durumu anne-baba tutumlarının oluşturmadığı belirtilmelidir. Tabi ki de, yanlış ebeveyn tutumları belirtilerin şiddetini arttırmaktadır ve bu durumda ailenin bozukluk hakkında eğitimi çok önemlidir.

Tedavi konusunda, çocuğun davranışlarını değiştirme eğitimi, anne ve baba eğitimi, tutumsal değişiklikler, aile terapisi, çocuğun yetersizlik alanlarına göre bireysel özellikleri göz önüne alınarak gerekli sosyal beceri ve akademik eğitimler, çocukla bireysel psikoterapi, uygunsuz, amaçsız hareketleri kontrol etmeye yönelik fiziksel aktiviteler gibi müdahaleler göz ardı edilmemelidir. Fakat, bunların hiç birisi tek başına DEHB’nun çekirdek belirtilerinin düzelmesinde etkili değildir. Çekirdek klinik belirtiler için ilaç tedavisi etkisi yadsınmayacak düzeyde fazladır.

Stimulan ilaç tedavileri, şu an dünyada DEHB’nun tedavisinde birinci sıradadır. Bu ilaçlar ile ilgili çok uzun yıllardır, etkinlikleri ve yan etkileri konusunda ciddi bilimsel çalışmalar vardır ve halende devam etmektedir. Fakat, ilaç seçiminde ilk tercih edilecek ilaç şudur şeklinde net veriler yoktur. Bu konuda ki karar klinik değerlendirmeyi yapan uzman hekimin tecrübesine bağlıdır. Eğer klinik olarak bir stimulandan fayda sağlanmaz ise ikinci tercih yine başka bir stimulan olmalıdır. Çünkü DEHB olan bireylerin yaklaşık %25 i bir stimulana cevap vermezken diğerinden gayet olumlu sonuçlar alınabilmektedir. Ve bu stimulan ilaçların kısa sürede etkin oldukları birçok defa gösterilmiştir. Yapılan son zamanlarda ki çalışmalar özellikle uygun doz ve sürede kullanımda tedavi edici etkilerini de göstermektedir. Takip çalışmalarında bağımlılık yapıcı özellikleri olmadığı tespit edilmiştir.

İleriye dönük yapılan çalışmalarda, DEHB tanısı almış çocukların yaklaşık %75-80’nin belirtileri ergenlik döneminde de devam ettiği belirlenmiştir. Özellikle tedavi almamış olan çocukların, ergenlik döneminde daha belirgin olarak davran bozukluğu, kaygı bozuklukları, depresyon, bilişsel ve akademik sorunlar, cinsel aktivitelerde erken yaş girişimleri, bağımlılık yapıcı maddelere yatkınlık, kanunlar ile başının derde girmesi gibi durumlar daha sık görülmektedir. Yani stimulanlar ile tedaviler madde bağımlılığına yatkınlığı arttırmaz, aksine bağımlılık yapıcı maddelere yatkınlığı kontrol etmektedir.

DEHB başka diğer psikiyatrik, nöropsikiyatrik bozukluklar ile sık görülen bir bozukluktur. Örneğin Özgül Öğrenme Bozukluğu, Zeka Geriliği olan bir çocuk sadece ilaç ile tedavi edilemez. Bu yetersizlik alanlarına göre bireysel akademik destekler mutlaka şarttır. Çocuğun depresyon, anksiyete, obsesif kompulsif bozukluk, tik bozukluğu gibi herhangi başka bir ek psikiyatrik durumu varsa mutlaka bu durumlara yönelik gerekli psikiyatrik yaklaşımlar, oyun terapisi, dürtü kontrol çalışmaları, bireysel destekler ve ek ilaç tedavileri de tedaviye eklenmelidir. Epilepsi, konuşma bozukluğu gibi başka durumlar da eşlik ediyorsa, ilgili uzmanlık alanlarına yönlendirilmesi ve gerekli tedavileri alması sağlanmalıdır.

DEHB kalıtsal özellikleri belirgin bir bozukluk olduğu için, anne, baba, kardeş vs de de DEHB bulguları olabilir. Bu gibi durumlar çocuğa yaklaşımları, onun durumu için ortak çalışmaları olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle ev içinde başka DEHB olan birey var ise onların tedavileri konusunda da destek verilmesi ilerlemeler için çok önemlidir.

Görüldüğü üzere, DEHB tedavisi olan bir bozukluktur. Tedaviye başlamak için altın dönem okul öncesi ve okul başlangıç yıllarıdır. Çünkü tedavi alma süreci ne kadar uzarsa, çocuğun ya da gencin yapısal zorluklardan kaynaklanan davranış sorunları, akademik gerilikleri, sosyal uyum sorunları gibi durumların şiddeti artacaktır. Ve bu durum, çocuğun ya da gencin çevreden sürekli olumsuz tepkiler almasıyla birlikte kendilik algısında bozulmalara yol açacaktır. Durum böyle olduğunda, kişi öfkeli, gergin, ya da içe dönük, yetersizlik hissi gibi olumsuz duygular ile boğuşmak zorunda kalacaktır. Açıkcası, tedavide geç kalınması bireyin ikincil psikiyatrik durumlara maruz kalmasında rol oynayan temel bir durumdur. Böyle olunca bireyin ilerde ki iş hayatı, aile hayatı, sosyal yaşamı da olumsuz etkilenecektir.

DEHB’nun tedavisin de ki başarı sadece hekime ve ilaca bağlı değildir. Tedavinin olumlu sonuçlar vermesinde aileye ve öğretmenlere de önemli görevler düşmektedir. Tedavinin temel amacı, çocuğun yaşam kalitesini arttırmaktır. Ve bu konuda tabi ki de ilaç tedavileri tek başlarına yeterli olmayacaktır. Gerekli değerlendirmeler sonrasında ilaç tedavisi almasına karar verilen bireylerin kendileri, aileleri ve öğretmenleri ile de işbirliği yapılması altın kurallar içinde değerlendirilmektedir.