Dikkat Eksikikliği Hiperaktivite Bozukluğu İçin Farkındalık Arttırmak Önemlidir!!!


Dehb aslında günümüzde bilinirliği artmış bir durum gibi görünsede halen sorunlar mevcuttur. Bu konuda özellikle durumu farkeden ve aileleri bu konuda uyaran siz öğretmenlere okul öncesi ve okul çağı çocuklarda dehb belirtileri ve tedavileri konusunda bilgi sahibi olması çok önemlidir. Çünkü eğitimcilerin bu konuda farkındalık sahibi olması bu çocukların doğru ve etkin desteklere ve tedavilere ulaşmasında çok önemli bir yer tutmaktadır.

Dehb bazı platformlarda uydurma bir bozukluk olarak tanımlanmaktadır. Bu konuda net olarak şunu belirtmek isterim ki dehb uydurma bir tanı değil, aile, sosyal , okul ve kişisel gelişimi olumsuz etkileyen psikiyatrik bir durumdur. 1800’lü yıllardan beri araştırılan ve asıl 1900’lü yıllarda tıbbi bir durum olduğu artık net olarak kabul edilen psikiyatrik bir durumdur. Aslında yaygınlığı hiçte az değildir. Gelişmiş ülkelerde sağlık giderlerini bu konuda azaltmak için risk grubu çocukların belirlenmesi ve erken önlemlerin alınması konusunda ciddi çalışmalar vardır ama maalesef ülkemizde halen böyle bir zihniyet oluşması için çok çalışmamız gerekmektedir.

Dehb psikiyatrik bir tanı olarak klinik bulgular olarak karşımıza farklı şekillerde çıkabilir.  en büyük yanılgılardan bir tanesi aşırı hareketli olma beklentisi, ya da ilgi duyduğu şeylerde çocuğun dikkat sorununun olmadığının düşünülmesidir. Dehb tanının genel adıdır…

  • Dikkat sorunu belirgin olan tipinde çocukta yönergeleri anlamakta zorlanma, konuşmada gecikme, empati becerilerinde sorun, ince motor becerilerde sorun, öğrenmede problem, unutkanlıklar daha belirgin izlenebilir. ve yapılan çalışmalarda sadece dikkat sorunu olan tipin kız çocuklarda daha yaygın olduğu ve dürtüsellik, aktivite eşlik etmediği içinde sorun olduğunun anlaşılmasının geciktiği yıllar içinde tespit edilmiş bir gerçektir.
  • Hiperaktivite ve dürtüsellik belirgin tipin erkek çocuklarda daha sıklıkla görüldüğü çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir. Yerinde duramama, kontrolsüz davranışlar, aşırı tuturmalar, uyku sorunları, sakarlıklar, çok konuşma, sırasını bekleyememe, sosyal ilişkilerde sorunlar vs gibi sayılabilir. ve bu belirtiler aile ve sosyal uyumda daha belirgin sorun yarattığı için sorunun anlaşılması destek arayışları daha erken yaşlarda olmaktadır.
  • Hem dikkat hem de hiperaktivite ve dürtüselliğin birlikte olduğu 3.tip daha sık görülen durumdur.

Dediğim gibi belirtiler genel olarak 7 yaş öncesinde başlar, çocuğun en az iki yaşam alanında sorun yaşamasına neden olur. Yani her hareketli çocuk, ya da öğrenmede sorun yaşayan çocuk dehb olacak diye bir realite yoktur.

EVET DEHB NEDEN OLUR?

Ailelerin de sıklıkla sorduğu bir soru: dehb nedenleri üzerine ciddi ve detaylı araştırmalar yapılmış ve halen yapılmaktadır. ve halen kesin şu durumdan oluşuyor dediğimiz net bir şey yok olsa da özellikle genetik yüklülük önemli bir yer tutmaktadır. Genetik durum diyince aile çevresinde sadece dehb bulguları olan bireyler değil, kişilik bozukluğu, borderline, bipolar bozukluklar, zihinsel gerilikle, konuşma gecikmeleri gibi durumlarda bu çerçeve içinde yer almaktadır.

Çeşitli beyin görüntüleme çalışmaları, beynin fizyolojisini inceleyen araştırmalar sonucunda da ön beyin dediğimiz prefrontal korteks bölgesinde dehb olan bireylerin bazı farklılıkları olduğu tespit edilmiştir. Ama bu yöntemler rutin tanı yöntemleri değildir. Prefrontal korteks bizim yürütücü işlevlerimizi düzenleyen ve dopamin dediğimiz bir mesaj ileticisinin etkin olduğu bir beyin bölgesidir. Bu bölge, öğrenme, dikkat, organize olma, empati yeteneği, sorgulama vs gibi birçok alanı düzenleyen bir bölgedir. çalışmalarda bu bölgede kan akış hızı, bu bölgenin büyüklük oranlarının farklılıkları tespit edilmiştir. ve halende çalışmalar sürmektedir.

Bunların yanında gebelik dönemi sigara kullanımı, alkol alımı, geçirilen enfeksiyonlar, stresle etkin olabilir, doğumda düşük doğum ağırlığı, erken doğum, zor doğum, doğum sonrası uzamış sarılık, mss enfeksiyonları, kafa travmaları, anne sütü almama vs gibi nedenlerde, toksik maddelere maruz kalmada sorumlu tutulmaktadır.

Ama neden bunları yaşayan her çocukta bu dehb oluşmuyor sorusunun cevabını genetik açıklamaktadır. Çünkü genetik yatkınlığı olan bireylerde bu hızlandırıcı etkiler durumu olumsuz etkilemektedir.

TANI:

  • Aile, okula gidiyorsa okul, bakım veren bireyler var ise hepsinden çocuk ile ilgili detaylı bilgi alınması,
  • Aile öyküsü,
  • Çocuğun tıbbi geçmişi,
  • Çocuğun motor, konuşma, biliş, öz bakım ve sosyal beceri gelişimlerinin dikkatle gözden geçirilmesi önemlidir.

Çeşitli değerlendirme ölçekleri kullanmaktayız. değerlendirme sürecinde farklı tıbbi durum şüphesi olduğunda gerekli branş hekimlerine yönlendirme gerekmektedir.

Gerekirse zeka testi, çeşitli dikkat testleri, çocuğun akademik gelişimi değerlendirilmelidir.

Aslında tanı için illa ki şu test yapılacak, şu tahlil yapılacak diye bir kural yoktur. Ama tıbbi değerlendirme yapılması metabolik diğer durumları ekarte etmek açısından önemlidir. Bunun yanında nörolojik durumlarda dikkat ve öğrenme açısından sorun oluşturabilir, epilepsi, motor koordinasyonu bozan durumlar vs gibi. Gerekli görüldüğü takdirde mutlaka nörolojik inceleme sistemi de önemlidir.

Dehb sadece çocuğun dikkatini ve öğrenmesini bozmaz. aynı zamanda çocuğun kendilik algısını, arkadaşlık ilişkilerini, diğer sosyal etkileşimleri vs de bozamaktadır. Düşünün ki sürekli uyarılan bir çocuksunuz bir süre sonra ya daha hırçın huzursuz, ya daha içe dönük güvensiz olabilirsiniz. Bu nedenle doğru tanı ve destekler bu ikincil psikiyatrik durumları depresyon, anksiyete, bağımlı ya da çekinik kişilik, davranış bozukluğu, karşı gelme bozukluğu gibi durumların kontrolünde de önemlidir.

Dehb tek başına görülmeyebilir. Yukarıda belirttiğim durumlar öncelikli psikiyatrik durumlar olabilir. Aynı zamanda ööb dediğimiz disleksi, disgrafi ve diskalkülide durumua eşlik edebilir. Bu nedenle öncelikli tanı önemlidir. ve duruma doğru müdahale önemlidir.

Dikkat sorunu dopamin mekanizmasıyla ilgili bir durumdur ve ilaç tedavileri bu durumda oldukça faydalıdır. ilaçlar ile ilgili yanlış bilgiler bu çocukların tedaviye ulaşmasını ve devamını bozmaktadır. Bağımlılık yapmaz, kalıcı yan etkileri yoktur. kontrollü ve uygun dozda kullanımları büyük oranda fayda sağlamaktadır.

Fakat bu şu demek değildir: bu durumu sadece ilaç ile düzeltebiliriz. hayır bu durum ailenin bilinçlenmesi, okulda uygun desteklerin verilmesi, çocuğun yetersizlik alanlarının belirlenmesi ve bunların bireysel özelliklerine göre gerekli eğitim desteklerinin verilmesi ile mümkün olacaktır.

Dürtü kontrol çalışmaları, spor aktiviteleri, bir bir akademik destekler, fiziksel şartların çocuğa göre ayarlanması gibi destekler tedavinin destekleyicileridir. Bu alanlar ve diğer durumlar ile ilgili özellikle okul öncesi ve okul ortamındaki destekler konusunda arkadaşlarım gerekli bilgileri verecektir.