Ayrılık Anksiyetesi


Çocuklarda çok sıklıkla görülen bir durumdur. Günümüz de çekirdek aile olarak yaşamak ve aile tutumlarında daha koruyucu kollayıcı olmak da bu durumun sıklığını arttırmış olabilir.Zaman zaman bakım verenden ayrılmak kaygı yaratabilir.Fakat bizim üstünde duracağımız durum zaman zaman değil en az 4 hafta süreyle çocuğun bakım verenden ayrıldığında yaşına ve biliş düzeyine göre beklenenden daha yoğun bir tepki göstermesidir.

Peki neden her çocukta bu durum ortaya çıkmaz? Çünkü belli faktörler çocuğun stresi tolere etme becerilerini olumsuz etkilemektedir.Çocuğun anne ile kurduğu ilişki çok önemlidir.Bu ilişki ne kadar çocuğun kendine güvenini ,bireyselliğini destekleyici olursa çocuğun bu tip ayrılıklara tepkisi daha normal olacaktır.Okul döneminde okula başlama,okulda başarısız olma,arkadaşlarından zarar görme,öğretmen tutumlarındaki sıkıntılar da bu dönemde bu kaygıları tetikleyebilir.Bunun yanında yeni bir kardeş olması,yakın birinin kaybı,uzun süreli anne babadan ayrı kalma da bu problemin gelişiminde rol oynayabilir.

Klinik olarak bu çocuklarda, evden yada bakım verenden ayrıldığında yada böyle bir ayrılık beklendiğinde tekrarlayıcı biçimde aşırı sıkıntı,huzursuzluk,mutsuzluk hali,bununla birlikte eşlik eden fiziksel belirtler (karın ağrısı,veya vücutta ağrılar,bulantı,kusma,iştahsızlık gibi)görülebilir.Çocuk bu konuyla ilgili kabuslar görme,uykudan uyanma ve anne baba yanına gitme,tek başına uyumayı reddetme,bakım verene daha yapışık davranışlar sergileyebilir.

Bu durumda çocuk bakım verenden ayrıldığında onların başına kötü şeyler geleceğini,kendisini unutabileceklerini düşünebilir.Bu kaygılı durumdan kurtulmak içinde çeşitli kaçınma davranışları sergileyebilir.Odasında uyumama,okula gitmek istememe,arkadaşlarıyla vakit geçirmeme gibi işlevsellik bozuklukları oluşabilir.

Ayrılma anksiyetesi daha çok çocukluk çağında görülse de ergenlerde de bu durum yaşamsal zorlanmalarda ortaya çıkabilir.aynı zamanda okul çağı döneminde ortaya çıkan ayrılma anksiyetisinde eşlik edebilecek konuşma sorunları,dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu,öğrenme bozukluğu da akılda tutulmalıdır.

Çocuklarımızda ısrarcı,bizim desteğimizle düzelmeyen bu tip şikayetler oluştuğunda mutlaka bir uzman desteği gereklidir.Çünkü küçük yaşlarda başlayan dirençli bu tip durumlar gelecekte farklı psikiyatrik sorunlara neden olabilir.

Çocuğun işlevselliği bozulduğu için öncelikli olarak tedavide çocuklu kaygı,korku nedir ve bununla nasıl baş edilir bunları çalışmak önemlidir. Çocukla yapılan bu çalışmaların günlük yaşantıda kullanımında anne babaya iş düşmektedir.Çünkü aile tutumları çok sert,suçlayıcı,yada ilgisiz,şımarıklık gibi algılandığında bu çocuğu daha da zorlayacaktır. Baş etme yöntemleriyle birlikte özellikle fiziksel belirtiler,uyku sorunları eşlik ediyor ise ilaç tedavisinde değerlendirilmelidir.

Unutmayalım ki çocuklarda da psikiyatrik sorunlar görülebilir ve bazen aile olarak bu durumu desteklemek yeterli olmayabilir.Çocuğumuzla bu durumu konuşarak,onu anladığımızı belirterek destek alma konusunda onu bilgilendirmekte fayda vardır.