Epilepsi insanoğlu tarafından çok eskiden beri bilinen ve hala sık görülen bir hastalıktır.Lokal veya yaygın olan türleri ve birçok alt tipi mevcuttur.Epilepsi çocukluk çağında tanılanırsa, öncelikli olarak ailenin durumu kabullenme ve tedavide işbirlikçi olması çok önemlidir. Öyle ki,kronik bir hastalık tanısı almak zorlayıcı bir durumdur.

Çocuk aslında anne karnında anne ile iletişime başlar. Anne çocuktan gelen sinyallari bu dönemde almaya başlar. Gebeliğe hazır olmak,gebelik hakkında bilgi sahibi olmak ve sağlıklı olmak önemli olduğu kadar anneye bu dönemde verilen sosyal destekte çok önemlidir.Çünkü annenin psikososyal durumu ne kadar iyiyse bebeğiyle o kadar iyi iletişim içinde olacaktır.

Günümüzde bilgiye ulaşmak çok kolay olsa da, doğru bilgi edinme ve bilgi kirliliğinden korunmak çok önemlidir. Hamilelik döneminde doktor takibinde olmak ve uyku, beslenme,egzersiz gibi konularda gerekli özeni göstermek,hem bebeğin gelişiminde hem de annenin gebelik sürecinde daha sağlıklı ve zinde olmasına imkan tanıyacaktır.

Gençlik 15-24 yaşları arasında biyolojik,psikolojik,bilişsel ve sosyolojik bir gelişim sürecidir.Bebeklik ve çocukluk döneminin devamı olan gençlik aynı zamanda bu dönemlerde gelişen yapının olgunlaşma sürecidir.

Gençler de çağına özgün değişimler geçirecektir. ''Bizim zamanımızda'' diye başlayan cümleler çok anlam ifade etmeyecektir. Gençlik dönemi açık denizde bir sandalda olamaya benzetilebilir.Kimi zaman sakin kimi zaman dalgalı bir dönem. Önemli olan bu dönemde az hasar almak,ya da onarılmayacak hasarlar almamaktır.Tabi ki bunun için biz yetişkinlere çok iş düşmektedir.

Her çocuğun sosyal etkileşim ve iletişim becerileri aynı hızda ve aynı düzeyde gelişmeyebilir. Bu süreçte çocuğun  zihinsel ve fiziksel gelişimi, çevreden gelen sosyal uyaranların yoğunluğu ve uygunluğu gibi birçok etken rol oynar. Bu etkileşim sonucunda kimi çocuklar yaşıtlarının çoğundan “farklı” ya da “tuhaf” olarak nitelenen ilişki tarzları ya da ilgi alanlarına sahip olabilirler. Elbette her “farklı” ya da “tuhaf” olan otistik değildir. Ancak çalışmalar ebeveynlerin, özellikle de annelerin “yolunda gitmeyen birşeyler  var” hissinin % 80 olasılıkla doğru olduğunu göstermekte. Anne-babalar çocuklarındaki farklılığın onun zihinsel ya da bedensel gelişimini olumsuz etkilediğini, sosyal veya akademik alanlarda zorlanmasına neden olduğunu düşünüyorlarsa bir uzman görüşü almaları yerinde olur.

‘İnsan bir kuyuya düştüğünde, itenin ne önemi var ki. Onu en çabuk şekilde dibe götüren, kendi ağırlığıdır.’  John WEBSTER

Nedir YAŞAMAK! Yapamadıklarımız,söyleyemediklerimiz,başaramadıklarımız,kaybettiklerimiz mi..ya da daha fazlasımı.Ya da tüm bunların tersi mi.

Biz insanoğlu bu kargaşayı belki de keşkeleri çözmek için o kadar zaman harcıyoruz ki…sanki yaşamı kaçırıp..ardından tekrar kaçırdıklarımıza pişmanlıkla bakıyoruz.